Diş hekimliğinin insanlara öğrettiği sanılan şey ellerin becerisidir. Oysa bu meslek bana asıl başka bir şey öğretti: beklemeyi ve dinlemeyi.
Korkuyla gelen insan
Karşımdaki koltuğa oturan çoğu insan biraz korkuyla gelir. Kimi bunu söyler, kimi söylemez ama elleri söyler. O an yapılacak en iyi şey acele etmemek. Bir iki dakika konuşmak, ne yapacağımı anlatmak, sormak. Bu küçük bekleyiş, çoğu zaman en iyi tedavinin kendisi oluyor.
İnsanları iyileştiren çoğu zaman yaptığımız şey değil, onlara ayırdığımız zaman.
Sabır, mutfaktan masaya
Tuhaf olan şu: sabrı en çok mutfakta ve kitapların başında öğrendiğimi düşünüyorum. Kısık ateşte pişen bir yemek, ağır ağır okunan bir roman, bir tablonun önünde geçen sessiz dakikalar… Hepsi aynı şeyi söylüyor: acele etme.
Bu yüzden bu defterde edebiyat, sanat ve mutfak yan yana duruyor. Bana hepsi aynı dersi farklı dillerde anlatıyor.
Belki de iyi bir hayat, doğru şeyleri beklemeyi bilmekten geçiyor. Henüz emin değilim; ama bu defter, bunu düşünmek için iyi bir yer.
Yazıyı sevdiyseniz bana yazın.